İç Giyim Sektöründe Son Durum

İç giyim modasındaki gelişmeler son hızıyla devam ediyor. Ülkemizde tekstil sektörünün teknoloji ve iş gücüne olan yatırımlarını arttırması, artık dünya piyasalarında söz sahibi olmasını sağlamıştır. Bu gelişmeler iç giyim sektörünü de akıl almaz bir hızla etkilemiştir. Geçmiş yıllardaki kısır renk ve model eksikliği, yerini artık daha ışıltılı renklere ve yüzlerce farklı modele bırakmıştır. Ve hatta bu modellerin arasına adını daha yeni yeni duymaya başladığımız mayokini, g-string, fishnet ve babydoll gibi çeşitli ürünler de katılmıştır.

Ülkemiz, iç giyim ihraç eden ülkeler arasında dünya sıralamasının en üstlerinde yer almaktadır. 2015 yılı ihracat rakamları 1 milyar dolara yaklaşmaktadır. Türkiye’nin sektördeki bu hızlı ivmelenmesi, yurt dışında da birçok ünlü markanın dikkatini çekmiş ve üretimlerini ülkemizde yaptırmaya başlamışlardır. Avrupa’da satılan her 3 iç çamaşırından 1 tanesi ülkemizde üretilmektedir. Dünya iç giyim imalat sektöründe Çin Vietnam ve Hindistan gibi Asya ülkeleri liderliği uzun zamandır korumaktadırlar. Ancak, Türkiye’nin lojistik olarak Avrupa’ya yakınlığı her zaman avantaj sağlamıştır. Ayrıca ülkemiz üreticileri artık kültürel anlamda da yakınlık kurarak Avrupalının zevkine uygun üretimler de gerçekleştirmektedir. Eskiden yılda en fazla iki koleksiyon çıkarabilen üreticiler, günümüzde her iki veya üç ayda bir yenilenen kreasyonlarıyla ile göz doldurmaktadırlar. Ayrıca ürün çeşitliliklerini artırarak artık her koleksiyonlarına ilave olarak büyük beden iç giyim üretimleriyle de ülkemizdeki çok büyük bir açığı kapatmaya başlamışlardır.

İç giyim sektörünün köklü ve önde gelen üreticilerinin hikayelerine bakıldığında büyük bir kısmının tabiri caizse bu işe en baştan yani pazarcılıktan başladıkları görülmektedir. Günümüzde ise ikinci yada üçüncü kuşak yöneticilerin daha vizyon sahibi olması ve dünya modasını yakından takip etmeleri neticesinde olumlu değişimlere sahne olmuştur.

İç piyasada satılan ürünlerin büyük çoğunluğu markasız ya da marka bilinirliliği düşük olan üreticilere aittir. Daha düşük maliyetle üretilip daha uygun fiyatla satılan bu ürünler bayan tüketicileri de oldukça sevindirmektedir. Eskiden birkaç parça ile sınırlı olan iç çamaşırı seçenekleri artık oldukça fazla sayıda satın alma imkânı tanımaktadır. Beş yıl öncesi ile kıyaslandığında, kadın tüketicilerin bayan iç giyim ürünlerine yıllık harcadıkları para yüzde elli oranında artış gösterirken bu oran erkeklerde yüzde yirmi civarında seyretmektedir.

Düzenli olarak her yıl şubat ayının ilk haftasında organize edilen iç giyim fuarına, hem yurt içinden hem de yurt dışından en güçlü markalar ilgi göstermekte ve yeni sezon ürünlerini iç ve dış piyasaya tanıtma imkanı yakalamaktadırlar. Bu fuarlarda, ülkemizin önde gelen iç çamaşırı üreticileri, podyumlarda boy göstermek için adeta birbirleriyle yarış halindedirler. Ülkemizin sosyolojik koşullarından dolayı üretim ve tanıtım adına podyumlarda ve katalog çekimlerinde yaşanılan bir problemden  de bahsetmekte fayda var. Ülkemizde fotomodellik ve mankenlik yapan birçok bayan, iç giyim çekimleri söz konusu olduğunda son derece muhafazakâr davranabilmektedirler. İç çamaşırı çekimlerine ya erkek arkadaşının izin vermediğini ya da giyeceği kıyafetin çok cüretkar olduğunu öne sürerek teklifleri geri çevirmektedirler ve hatta fantazi iç giyim çekimlerinin iş görüşmelerini dahi yapmamaktadırlar. Kabul edenler ise, astronomik rakamlar istemektedirler. Hal böyle olunca, problem yabancı manken ve modeller ile çözülmeye çalışılmakta. Ya çekimler için yurt dışına gidilmekte ya da yurt dışından ülkemize manken ya da fotomodel davet edilmektedir. Her şeye rağmen ülkemizin tekstil sektörü dünya devleri ile yarışta geri kalmamakta ve tüketicilerin taleplerine cevap verebilmek adına gece gündüz çalışmaktadırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir